anlayışla

anlayışla adv verständnisvoll;
anlayışla karşılamak Verständnis entgegenbringen (-i jemandem)

Türkçe-Almanca sözlük. 2013.

Schlagen Sie auch in anderen Wörterbüchern nach:

  • sıcak bakmak — anlayışla karşılamak, olumlu değerlendirmek, ilgi duymak Onlardan genelleme yaparak bütün kol emekçilerine sıcak bakma eğilimini edindim. R. Erduran …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fəhmi — ə. anlayışla bağlı olan …   Klassik Azərbaycan ədəbiyyatında islənən ərəb və fars sözləri lüğəti

  • bu gözle — zf. Bu anlayışla …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hoşgörü — is. Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans Pek az kimseye göstermiş olduğu bir hoşgörüden yararlandım. A. Ş. Hisar Birleşik Sözler hoşgörü sahibi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaçgöç — is. Dinî bir anlayışla Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları Kaçgöç zamanında bile o erkekten ürkmezdi. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kısıtlama — is. 1) Kısıtlamak işi Öteden beri kısıtlamalarla iç içe yaşamaya alıştığımızdan bunu da anlayışla kabul ediyoruz. T. Uyar 2) huk. Kısıt Birleşik Sözler hak kısıtlaması para kısıtlaması …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • püriten — sf., Fr. puritain Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren Ben Avrupa nın püriten papazlarıyla rekabet eden ruhiyat büyücülerinden değilim. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sindirmek — i 1) Sinmesini sağlamak veya sinmesine sebep olmak Kartal burunlu, kalın kaşlı, çember sakallı ihtiyar, Sertman ı biraz sindirdi. H. E. Adıvar 2) Yenilen besin maddesini sindirim sisteminde gereken değişikliklere uğratarak kana karışabilir bir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şuurlu — sf. Bilinçli Şuurlu bir anlayışla olmaksızın, ben de ister istemez aynı havaya kapılmıştım. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tatlılıkla — zf. Tatlı dille, anlayışla, hoşgörü göstererek, iyilikle Hayriye Hanım kocasını tatlılıkla yola getiremeyeceğini anladığı için birdenbire isyan bayrağını açtı. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tutmak — i, ar 1) Elde bulundurmak, ele almak Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin 2) Ele geçirmek, yakalamak Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin 3) Avlamak Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.